Egemen Hukuk Bürosu
Güveni Kötüye Kullanma Suçu Nedir? Cezası ve Şartları

Güveni Kötüye Kullanma Suçu Nedir? Cezası ve Şartları

Güveni kötüye kullanma suçu, başkasına ait olup belirli bir şekilde kullanılmak veya muhafaza edilmek üzere zilyetliği kendisine devredilen mal üzerinde, teslim amacı dışında tasarrufta bulunulması veya malın teslim alındığının inkâr edilmesi halinde gündeme gelebilir. Suçun oluşabilmesi bakımından malın faile başlangıçta hukuka uygun ve rızaya dayalı biçimde teslim edilmiş olması önemlidir.

Bu yönüyle güveni kötüye kullanma suçu ile hırsızlık birbirinden ayrılır. Hırsızlıkta başkasına ait taşınır mal, hak sahibinin rızası olmaksızın bulunduğu yerden alınırken; güveni kötüye kullanmada mal başlangıçta sahibinin rızasıyla faile teslim edilir. Ceza hukuku bakımından önemli olan, daha sonra bu mal üzerinde teslim amacına aykırı şekilde tasarrufta bulunulması veya malın teslim alındığının inkâr edilmesidir.

Bir eşyanın ödünç verilmesi, belirli bir işin görülmesi amacıyla teslim edilmesi veya muhafaza edilmek üzere bırakılması gibi durumlarda taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği önem taşır. Teslim edilen malın geri verilmemesi her durumda otomatik olarak güveni kötüye kullanma suçunu oluşturmaz. Taraflar arasında yalnızca borç veya sözleşmeden kaynaklanan bir uyuşmazlık bulunması halinde meselenin özel hukuk kapsamında kalması mümkündür. Bu nedenle ceza sorumluluğu belirlenirken malın hangi amaçla teslim edildiği ve failin daha sonraki davranışları birlikte değerlendirilmelidir.

Güveni kötüye kullanma suçunun meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da başkasının mallarını idare etme yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde daha ağır yaptırım öngören hükümler gündeme gelebilir. Özellikle çalışanlara, şirket yöneticilerine, ticari ilişki içerisindeki kişilere veya belirli bir işi yerine getirmesi amacıyla mal teslim edilen kişilere ilişkin olaylarda teslim ilişkisinin niteliğinin doğru belirlenmesi gerekir.

Güveni kötüye kullanma ile dolandırıcılık suçunun ayrılması da önemlidir. Dolandırıcılıkta mağdurun hileli davranışlarla aldatılması sonucunda malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunması söz konusuyken, güveni kötüye kullanmada başlangıçtaki teslim iradesi kural olarak hile sonucu oluşmaz. Sonradan teslim amacına aykırı davranılması tek başına başlangıçta dolandırıcılık kastının bulunduğunu göstermez. Suçun hukuki niteliği olayın başlangıcından itibaren tarafların davranışları ve deliller birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.

Bu suçlara ilişkin soruşturmalarda taraflar arasındaki sözleşmeler, teslim tutanakları, banka kayıtları, faturalar, mesajlaşmalar, e-postalar, tanık anlatımları ve malın hangi amaçla teslim edildiğini gösteren diğer belgeler önem taşıyabilir. Özellikle ticari ilişkilerde ceza hukuku uyuşmazlığı ile alacak veya sözleşme uyuşmazlığının birbirinden ayrılması bakımından yazılı belgeler önemlidir.

Güveni kötüye kullanma suçunda şikâyet şartı ve uygulanacak yaptırım, eylemin hangi kapsamda kaldığına göre değişebilir. Suçun basit şekli ile hizmet nedeniyle veya kanunda belirtilen diğer ilişkiler kapsamında işlenen şeklinin soruşturulması ve cezalandırılması aynı değildir. Bu nedenle şikâyet süresi değerlendirilirken öncelikle eylemin hukuki niteliğinin belirlenmesi gerekir.

Güveni kötüye kullanma suçlamasıyla karşılaşan kişi bakımından da bir malın teslim edilmiş ve geri verilmemiş olması tek başına ceza sorumluluğunun kabulü için yeterli değildir. Malın teslim amacı, taraflar arasındaki hukuki ilişki, geri vermemenin nedeni ve kişinin mal üzerinde sahip olduğunu düşündüğü haklar somut deliller üzerinden değerlendirilmelidir. Ceza hukukunun, yalnızca özel hukuk ilişkisinden kaynaklanan her sözleşme veya alacak uyuşmazlığının çözüm aracı olarak kullanılmaması gerekir.